as is - Türkisch Englisch Wörterbuch

as is

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen von dem Begriff "as is" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 9 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Phrases
as is expr. bu haliyle
I believe it should be put through as is.
Bu haliyle kabul edilmesi gerektiğine inanıyorum.

More Sentences
as is expr. gibi
This means that we see the issue of interoperability, like that of obligations to transmit, as being essential.
Bu, iletim yükümlülükleri gibi birlikte çalışabilirlik konusunu da gerekli gördüğümüz anlamına gelmektedir.

More Sentences
as is expr. tıpkı
This Pact is indeed stupid, as are all decisions that are rigid.
Bu Pakt gerçekten de aptalcadır, tıpkı katı olan tüm kararlar gibi.

More Sentences
as is expr. bu şekliyle
as is expr. hiçbir değişiklik yapmadan
as is expr. olduğu gibi
as is expr. şimdiki durumuyla
Trade/Economic
as is adj. olduğu gibi
as is expr. şimdiki haliyle

Bedeutungen, die der Begriff "as is" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
a is to b as c is to d n. c ile d'nin ilişkisi, a ile b'nin ilişkisi gibi
a is to b as c is to d n. analojik ilişki kuran kalıp
approve as it is v. aynen onamak
dress as if it is summer v. baharı başına vurmak
accept as is v. olduğu gibi kabul etmek
straighten up and do as one is supposed to do v. yola gelmek
make (someone) straighten up and do as he is supposed to do v. yola getirmek
as is evident from its name v. adından anlaşılmak
as sure as eggs is eggs adj. yüzde yüz
as is the custom adv. adet olduğu üzere
as is due adv. gereği gibi
as it is adv. bu durumda
such as it is adv. her nasılsa
as it is adv. aynıyla
as it is said adv. söylenildiği gibi
as is seen from adv. -den görüldüğü gibi
as it is understood adv. anlaşılacağı gibi
as it is understood adv. anlaşılacağı üzere
as it is understood adv. anlaşıldığı üzere
as far as someone is concerned adv. -e göre
as it is expected adv. beklendiği üzere
as it is expected adv. beklendiği gibi
as it is expected adv. beklendiği üzre
as is required adv. gerektiği gibi
as is the case with adv. -de olduğu gibi
Phrases
as it is seen n. anlaşılacağı gibi
the governments on whose behalf the present agreement is signed, hereinafter referred to as the "Participating States" n. adlarına bu sözleşmenin imzalandığı hükümetler bundan sonra "katılımcı devletler" olarak anılacaktır
as much as (one's) life is worth adv. çok/aşırı riskli/tehlikeli can alıcı önemde
as much as (one's) life is worth adv. can alacak kadar
as much as (one's) life is worth adv. donduracak kadar soğuk
as much as (one's) life is worth adv. canına kastedecek kadar
as much as (one's) life is worth adv. canını verecek kadar
as is seen expr. görüldüğü gibi
as far as is known expr. bilindiği kadarıyla
as is known expr. bilindiği gibi
such as it is expr. kötü veya değersiz olmakla beraber
as is known expr. bilindiği üzere
as it is seen expr. görüldüğü üzere
as it is seen expr. anlaşılacağı üzere
is defined as expr. olarak tanımlanır
as it is seen expr. anlaşıldığı üzere
as sure as two and two is four expr. iki kere iki dört eder gibi
as is also understood from expr. -den de anlaşılacağı gibi
as is also understood from expr. -den de anlaşıldığı üzere
as is also understood from expr. -den de anlaşılacağı üzere
as is also understood from expr. -den de anlaşıldığı gibi
as it is in real life expr. gerçek hayatta olduğu gibi
is as below expr. şu şekildedir
as is evident from its name expr. adından anlaşılacağı üzere
as it is in real life expr. gerçekte olduğu gibi
is as below expr. aşağıdaki şekildedir
as is now expr. şimdi olduğu gibi
as it is now expr. şimdi olduğu gibi
as the phrase is expr. deyim yerindeyse
as the phrase is expr. tabiri caizse
as it is well known expr. iyi bilindiği gibi
as it is well known expr. iyi bilindiği üzere
as it is seen in the figure expr. şekilde görüldüğü üzere
as it is shown in the figure expr. şekilde gösterildiği üzere
as it is (has been) mentioned earlier/before expr. daha önceden bahsedildiği üzere
as far as the money is concerned expr. konu para olunca
as is seen expr. görüldüğü üzere
as is known to all expr. herkesçe bilindiği üzere
as is known to all expr. herkesçe bilindiği gibi
as is often the case expr. çoğu zaman olduğu gibi
as it is explained in detail expr. ayrıntılı olarak açıklandığı üzere
as it is expr. bu şekliyle
as (it is) now expr. şimdiki gibi
nothing is so firmly believed as what we least know expr. en çok inandığımız şeyler, en az bildiklerimizdir
use as is expr. olduğu gibi kullan
nothing is as it seems expr. hiçbir şey göründüğü gibi değildir
nothing is as it appears expr. hiçbir şey göründüğü gibi değildir
as it is expr. zaten
such as it is expr. hiç bir anlamı/değeri olmamasına rağmen
such as it is expr. pek değeri olmasa da
as-is and to-be expr. mevcut durum ve olması gereken durum
so far as (someone or something) is concerned expr. (birinin) kanısına göre
so far as (someone or something) is concerned expr. (birinin) görüşüne göre
so far as (someone or something) is concerned expr. (biri/bir şey) konusuna gelince
so far as (someone or something) is concerned expr. (birine/bir şeye) gelince
like (or as if) it is going out of fashion (or style expr. sınırsızca
so far as (someone or something) is concerned expr. (birine/bir şeye) ilişkin olarak
so far as (someone or something) is concerned expr. (birine/bir şeye) göre
so far as (someone or something) is concerned expr. (biri/bir şey) konusunda
so far as (someone or something) is concerned expr. (birinin) fikrine göre
so far as (someone or something) is concerned expr. (biri/bir şey) ile ilgili olarak
so far as (someone or something) is concerned expr. (birinin) kanaatince
like (or as if) it is going out of fashion (or style expr. büyük miktarlarda
so far as (someone or something) is concerned expr. (biri/bir şey) hususunda
Proverb
as the twig is bent, so grows the tree ağaç yaşken eğilir
an hour of pain is as long as a day of pleasure bir saatlik acı bir günlük zevke bedeldir
enough is as good as a feast kılık kıyafet ziyafettir
enough is as good as a feast aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz
enough is as good as a feast elde bulunan nimete şükretmeli
enough is as good as a feast azı karar çoğu zarar
a nod is as good as a wink to a blind horse arif olan anlar
a nod is as good as a wink to a blind horse anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az
a nod is as good as a wink to a blind horse arife tarif gerekmez
as the twig is bent so is the tree inclined ağaç yaşken eğilir
as the twig is bent so is the tree inclined ağaç yaş iken eğilir
handsome is as handsome does insanları dış görünüşlerine göre yargılamayın
pretty is as pretty does insanları dış görünüşlerine göre yargılamayın
pretty is as pretty does insanlar kıyafetiyle karşılanır fikirleriyle ağırlanır/uğurlanır
handsome is as handsome does insanlar kıyafetiyle karşılanır fikirleriyle ağırlanır/uğurlanır
nothing is given so freely as advice nasihat vermek kolaydır
enough is as good as a feast her şeyin fazlası zarar
devil is not so black as he is painted kimse söylendiği kadar kötü değildir
a miss is as good as a mile başarının kıl payıyla ya da büyük bir farkla kaçırılmasının önemi yoktur
a nod is as good as a wink to a blind man tereciye tere satma
a miss is as good as a mile kaybetme kaybetmedir
a nod is as good as a wink to a blind man sen giderken ben dönüyordum
a miss is as good as a mile önemli olan hatice değil neticedir
a nod is as good as a wink to a blind man senin bilmişliğin kadar benim unutmuşluğum var
a miss is as good as a mile kaybetmenin az farkla veya çok farkla olması fark etmez
nothing is so good for the inside of a man as the outside of a horse at yiğidin yoldaşıdır
a chain is only as strong as its weakest link zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür
moving three times is as bad as a fire üç göç bir yangın yerini tutar
moving three times is as bad as a fire bütün taşları aynı anda oynatırsan duvar/bina (başına) yıkılır
a nod is as good as a wink to a blind man kör kör parmağım gözüne
nothing is so good for the inside of a man as the outside of a horse at binmek huzur verir/sakinleştirir
a nod is as good as a wink to a blind man arife tarif ne gerek
a nod is as good as a wink to a blind man anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az
a nod is as good as a wink to a blind man arife tarif gerekmez
moving three times is as bad as a fire üç göç bir yangın yerini tutar
moving three times is as bad as a fire bütün taşları aynı anda oynatırsan duvar/bina (başına) yıkılır
a change is as good as a rest tebdil-i mekanda ferahlık vardır
a change is as good as a rest değişiklikte fayda vardır
a change is as good as a rest değişiklik yapmak yeni bir soluk getirir
a nod is as good as a wink to a blind bat arife tarif ne gerek
a nod is as good as a wink to a blind bat arif olan anlar
a nod is as good as a wink arife tarif gerekmez
a nod is as good as a wink daha fazla ayrıntıya gerek yok
a nod is as good as a wink to a blind bat arife tarif gerekmez
a nod is as good as a wink daha fazla açıklamaya gerek yok
a nod is as good as a wink to a blind bat anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az
a woman is as old as she admits kadın söylediği yaştadır
a woman is as old as she admits (erkek hissettiği) kadın göründüğü yaştadır
a woman is as old as she admits kadınlara yaşı sorulmaz
dying is as natural as living ölmek de yaşamak kadar doğal
dying is as natural as living ölüm de yaşam kadar normal
dying is as natural as living ölüm de yaşam kadar kaçınılmaz
dying is as natural as living ölüm de hayatın bir parçası
Colloquial
all is as it should be expr. her şey yolundadır
your guess is as good as mine expr. senden fazlasını bilmiyorum
so far as the money is concerned expr. konu para olunca
stupid is as stupid does expr. aptallık yapan aptaldır
stupid is as stupid does expr. aptal aptallık yapandır
as is her wont expr. her zaman yaptığı gibi
as is his wont expr. her zaman yaptığı gibi
as is his wont expr. her zamanki gibi